26 Kasım 2012 Pazartesi

:))

Sırf seninle konuştuğum için geceleri uykumun kaçtığı doğru :D pişman mıyım, değilim :))


17 Kasım 2012 Cumartesi

öğrendiğim yegane şey şu; yarası olan birine yarasının iyileşmesini nasıl yaparı söyle ama yara bandı olma. sonrasında gereksiz yere sen kendi kendini bağlıyorsun, ordan bu oluyor şu çıkıyor o geri gelmiyor sen gidiyorsun falan da filan... oooo uzun hikaye 

8 Şubat 2012 Çarşamba

bir şarkı duyarsın; onca yıl, geçen onca gün, onca kahkaha bir anda yok oluverir. hiç zaman geçmemiş gibi taaa en başa dönersin. önce gözlerin hafif dolar, sonra kahkahan buruklaşır sonra da susarsın. geçmişin gelir aklına değiştiremeyeceğin bir de kalbinde taşlar üst üste oturur sıra ile. bir kaç acılı söze takılır gözlerin, hüzünlenirsin belki de ağlarsın. geceleri pek uyuyamaz, sabahları uyanamazsın. kadehlerden kendine bakarsın

sonra sakince geçer her şey. zamanla alışmışlığa karışırsın, hiç birşey olmamış gibi...

7 Şubat 2012 Salı

ben de isterdim bu yağmurlu havada evimde oturayım, en sevdiğim köşesine gömülüp koltuğun yağmuru izleyeyim fonda en sevdiklerim çalarken.. ama her zaman olmuyor işte.. hayat; sorumluklar, koşuşturmalar ile geçip gidiyor. geriye kalan ise sadece eski anılar oluyor ki onların ömrü de hatırlayanların ömrü kadar.

yağmurlu havada insan yarı karamsar olur. bu yazı da öyle bir şey oldu işte...

6 Şubat 2012 Pazartesi

çocukluğuma dair hatırladığım en güzel şey her şeyin şimdiden daha güzel olduğuydu. bizim zamanımızda bilgisayar yoktu, biz oyunlarımızı kendimiz yaratır tüm arkadaşlar bir arada oynardık. şimdi bilgisayar başında oynuyor çocuklar tüm oyunlarını, savaş oyunu oluyor genelde erkeklerin, kızlarınsa yemek ya da kıyafet.
bizde istediğin oyuncağa her zaman ulaşamazdın. beklerdin onu, sevgin her geçen gün artardı ona karşı. en sonunda sana verildiğinde oyuncak gerçekten de tüm dünyalar senin olurdu. kıyıp oynayamadığımız bir sürü oyuncağımız vardı bizlerin :D zor olana ulaşmanın verdiği mutluğu öğrenmişti bizim zamanın çocukları o nedenle. şimdi iki ağlayınca çocuklar bir yığın oyuncak sıralanıyor önlerine.
zordu bizim zamanda çocukluk. ama güzeldi. üstümüz başımız toprak-çamur olurdu, dizlerimizde hep ömür boyu kalacak izler oluşurdu ama güldüğümüzde içten, samimi gülerdik. özlüyorum seni çocukluğum...
gramafon hastası bir insanım ben. ama böyle yeni model olanlarını değil eskilerini seviyorum. o eski plakların çalarken çıkardıkları çıtırdama seslerini dinlemeyi çalan şarkıdan daha çok seviyorum. 
gerçi eskiye dair ne varsa her zaman heyecanlandırmıştır beni. eskiciyim evet! o eskinin toz bile ayrı bir toz sanki. ayrı bir havası ayrı bir kokusu var. hepsinden önce ayrı bir yaşanmışlık var.